HC Lewis (haw@ssi.dk)1,2, S Ethelberg1,3, M Lisby4, SB Madsen4, KEP Olsen3, P Rasmussen4, C Kjelsø1, L Vestergaard1, K Qureshi1, M Howitz1 and K Mølbak1
1. Department of Epidemiology, Statens Serum Institut, Copenhagen, Denmark
2. European Programme for Intervention Epidemiology Training (EPIET)
3. Department of Bacteriology, Mycology and Parasitology, Statens Serum Institut, Copenhagen, Denmark
4. Fødevareregion Øst (Regional Veterinary and Food Control Authority East), Copenhagen, Denmark
16 Ağustos 2007: Danimarka Bölgesel Gıda Otoritesi ((Fødevareregion Øst) ve Statens Serum Enstitüsü (SSI)'ne Shigella sonnei enfeksiyonu salgını bildirildi. İlk vakalar iki farklı şirketin kantininde aralarında çiğ süt mısırı ve şeker kamışının olduğu çeşitli sebzeleri tüketen personele aitti. Sonrasında başka vakaların da ortaya çıkmasıyla yapılan görüşmeler olası kaynağın Ağustos başında dağıtılmış olan süt mısırı ve şekerli gevrek bisküvi olduğunu göstermektedir. Sözkonusu şüpheli gıdalar toptancı tarafından ülkedeki pekçok manava, catering şirketine, restaurant ve dükkanlara dağıtılmıştır. İlgili şüphelerin artması üzerine Veterinerlik ve Gıda Dairesi 17 Ağustos'ta bebek mısırı ve şekerli gevrek bisküvisini geri çağırmıştır. Bunun yanında SSI salgının uzantısını ve kaynağını belirlemek amacıyla araştırmaları üzerine almıştır.
Enfeksiyonun işyeri kantininde tüketilen süt mısırından kaynaklandığına ilişkin ön hipotezin doğrulanması için salgından etkilenen işyerlerinde grup çalışması uygulanmıştır. Web üzerinden yapılan 103 anketi kantinden yediği belirlenen kişiler 21 Ağustos ayında cevaplamıştır. Bu kişilerin 24'ünde Shigella enfeksiyonu ile tutarlı olduğu belirlenen gastroentestinal belirtiler rapor edilmiştir. Anketteki soruların bir kısmı çalışanların hangi günlerde kantinden yemek yediğini, bir kısmı ise süt mısırının servis edildiği 6 ve 7 Ağustos tarihlerinde ne yediklerini tespit etmek üzere sorulmuştur. 6, 7 ve 8 ağustos tarihlerinde kantinde yemek yiyen kişilerde önemli olmamakla birlikte daha yüksek bağıl hastalık riski gözlenmiştir. Süt mısırı yiyen kişilerde gastroentestinal belirtiler için bağıl risk 6 Ağustos'ta 4.6 (95% CI: 2.0 -10.9) ve 7 Ağustos'ta 4.0 (95% CI: 1.7-9.6)'tü. 6 ya da 7 Ağustos tarihlerinde süt mısırı yiyen personelde kriz oranı % 64 olarak belirlenmiştir.
Yapılan grup çalışmasının yanısıra Danimarka'nın dört bir yanından gelen vaka haberleri sonrasında yapılan görüşmelerde belirtilerden önce tüketilen gıda ile ilgili sorular enfeksiyon kaynağının süt mısırı olduğunu göstermektedir. Pek çok işyerinin salgından etkilendiği ve şüpheli ithal süt mısırının buradaki salata barlarda kullanıldığı bulunmuştur. Epidemiyolojik çalışmalar ve geri izleme çalışmaları salgının Tayland'tan ithal edilen süt mısırı olduğunu ortaya çıkarmıştır.
6-24 Ağustos 2007: Bu tarihlerde 122 tane S. Sonnei izolatı bildirimi yapılmıştır. Bu sayı 2006 yılının tamamında 46 olan izolat sayısının yaklaşık üç katıdır. 1 Ağustos sonrasında Danimarka'da belirtilerden üç gün önce endemik bir alanda yolculuk yapan kişilerde başka bir nedenden ötürü ortaya çıkma olasılığı bulunan vaka hariç tutulmuş ve herhangi bir S. Sonnei enfeksiyonu olarak tanımlanmıştır.
Bu zamana kadar vaka tanımına uyan 120 olay gerçekleşmiştir (122 bildirimden 2 tanesi yolculukla ilgili olduğu gerekçesiyle hariç tutulmuştur). Danimarka'daki vakaların tümü laboratuar gözetim sistemi ile rapor edilmiştir. Ancak vakaların büyük kısmı (120 vakanın 97'si, %81) Zelenda'ya aittir. 1-92 yaş aralığında ortalama yaş 38 olup, 90 vaka (%75) kadınlarda görülmüştür. 6-17 Ağustos tarihleri arasında görülen 55 vakada belirtilerin başlangıç tarihleri tespit edilmiştir. Bunların 13'ünde kişiler hastaneye kaldırılmıştır. 35 vaka derinlemesine incelenmiş hepsinde ishale rastlanmıştır. Bunların yarısı (35 vakanın 17'si) kanlı ishal %91'i (35 vakanın 32'si) mide kramplarından şikayetçidir.
18 Ağustos 2007: Erken Uyarı Yanıt Sistemi raporu yayınlandı. Raporda elde edilen veriler sonrasında salgının Danimarka ile sınırlı olduğu ancak diğer ülkelerin de S. sonnei vakaları konusunda dikkatli olması gerektiği ifadelerine yer verildi. Danimarka'nın bir kısım bebek mısırını ithal ettiği İsveç'ten birkaç vaka haberi gelse de, mikrobiyal testlerin düzenli olarak yapıldığı göz önüne alındığında hepsinin Danimarka'dan kaynaklanması oldukça uzak bir ihtimal olarak görülmektedir.
Geri |