| Rusya ile yaş meyve sebze sorunu
Türkiye Ziraatçılar Derneği'nin 59. Kuruluş Yıldönümünde Konuşan Bakan Eker: "Rusya'ya yaş meyve sebze sorunu iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptıyla çözülüyor"
Tarım ve Köy işleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Rusya'ya yaş meyve sebze ihracatında yaşanan sorunun iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptıyla çözüleceğini söyledi.
Bakan Eker, Türkiye Ziraatçılar Derneği'nin Ankara Ticaret Odası'nda gerçekleştirilen 59. Kuruluş Yıldönümü Toplantısı'na katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Eker, son yıllarda tarımın stratejik öneminin daha da hissedildiğini belirtti.
Rusya'ya yaş meyve sebze ihracatında yaşanan sorunun çözümü için iki ülke arasında mutabakat zaptı imzalandığını dile getiren Bakan Eker, bu ülkeye yapılacak ihracatlarda bu mutabakat zaptının gerektirdiği şartları arayacaklarını ifade etti.
Rusya'nın belirlediği limitlerin AB'ye göre çok düşük olduğunu ifade eden Eker, "Rusya Federasyonu'nun belirlediği limitler AB'ye göre 20 kat ve 40 kat bazı ürünler için 100 kat daha düşüktür. Rusya Federasyonu Dünya Ticaret Örgütü değil. Bunu kendi koyuyor. Ama biz eğer buraya mal satacaksak ve onlarda bizim müşterimizse biz oraya gönderdiğimiz ürünlerde o hassasiyeti göstereceğiz. Niye? Biz mal satıyoruz. İşte yılda 300 milyon dolarlık yaş meyve sebze satıyoruz. AB'ye bunun iki katını satıyoruz. AB'de bir sorun yaşamıyoruz. Niye? AB'nin standartları ile bizim standartlarımız aynı. Ama bundan sonra bununla ilgili gerekli tedbirleri alacağız. Bir şey daha söyleyeyim. Bir haksızlık yapılıyor. Mesela deniyor ki; efendim işte, ilaçlı domatesler geri geldi. Bu kesinlikle doğru değil. Geri gelen bir ürün yok. Ürün falan geri gelmiyor. Ya ne oluyor? 3-4 ay sonra bir belge geliyor. Diyor ki: şu tarihte gönderdiğiniz falanca sağlık sertifikası ile gönderdiğiniz üründe biz bir analiz yaptık. O analizde şu değer çıktı. Bizde burada şahit numune tutuyoruz. 5 ay süreyle hangi ürünü biz analiz ettiysek o ürünün numunesini 5 ay süreyle tutuyoruz. Bize ürün bildirildiği zamanda analizi yapıyoruz. Biz asla hiçbir vatandaşımızı ne kimyasal kalıntılı ne zehirli ürün tüketmesine de asla müsaade etmeyiz. Onunla ilgili olarak da denetimlerimiz sürüyor. Bir nokta daha söyleyeyim, buda çok önemli maalesef olumsuz haberler çok kolay söyleniyor çok kolay ifade ediliyor ve bu topluma çok kolay yayılıyor. Herkesin kulağında bu kalıyor. Birisi kalkıyor söylüyor. Biz yalanlıyoruz, tekzip ediyoruz. O tekzip ettiğimiz haber aynı seste aynı tonda topluma ulaştırılmıyor. Bu da tabi çok üzücü bir şey ve bunun sonucunda bütün ülke zarar görüyor. Bakın Avrupa Komisyonunun bu tür ürünlerle ilgili belirlediği standart ve tavsiye kararı vardır. Tavsiye kararı diyor ki; her bir ülkede her 100 bin kişi nüfus başına 12 analiz yapılması lazım. 12 tane iç denetim yapacaksınız. Yani piyasadaki gerek üretim, gerekse tüketim yerinden denetleyeceksiniz. Şimdi Türkiye 70 milyon nüfuslu bunun için yaklaşık 9 bin denetim demektir yılda. 2007 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 9 bin değil tam 16 bin denetim yapıldı. AB standartlarına göre 9 bin ama biz 16 bin denetim yaptık. Bu konu ile ilgili her gün biraz daha standart yükseliyor veya yükseltiliyor. Bu Türk çiftçisinin çabasıdır, Türk teknisyenlerin çapasıdır. Türk Mühendislerin, Türk Veteriner Hekimin, Türk Tıp doktorunun, Gıda Mühendisinin kısaca Türk Milletinin çabasıdır" BAKAN EKER: "KURAKLIKTAN ZARAR GÖREN ÇİFTÇİNIN BORÇLARI ERTELENEREK TOHUMLUK YARDIMI YAPILACAK"
Doğu Anadolu ile İç Anadolu Bölgesinde kuraklık tespit ettiklerini belirterek, "Kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin borçlarının ertelenmesi ve çiftçilerin tohumluklarını karşılayacak parasal yardım yapacağız. Bu bizim gündemimizde, bununla ilgili Bakanlar Kurulu kararı yakın zamanda çıkacak" dedi.
Geçen sene 100 milyon ton gıda maddesi amaç dışında enerji üretimi için kullanıldığını vurgulayan Bakan Eker, gelişme ile birlikte Çin, Hindistan gibi kalabalık nüfuslu ülkelerin gıda tüketimlerinde artışlar olduğunu, zenginleşen ülkelerin daha çok hayvansal ürün tüketmeye başladıklarını dikkat çekti.
Gelecekte Türkiye'nin gıda güvenliğini garantiye almak için tedbir aldıklarını ifade eden Bakan Eker, "Su kaynaklarını rasyonel ve akıllıca kullanmak için bir dizi tedbir aldık. GAP Eylem Planı bu çabanın bir sonucudur. 26 Milyar YTL finansman ihtiyacı var. 1.8 milyon hektar alanı sulamayı hedefliyoruz, 270 bini sulamaya açılmış. Bu sulamayı da salma sulamayla değil, damla ve yağmurlama sulama sistemleriyle olacak. Sadece Güneydoğu Anadolu'daki tarım alanlarını değil Konya Ovası'nı da sulamaya açacağız KOP Projesiyle. Arkasından ülkemizin diğer yerlerine el atacağız. Yine DAP Projemiz var. Doğu Anadolu Projesi, Altyapıyla kalkınmayla ilişkili. 2008-2012 arasında bu üç projeyle ilgili planlar 73 tedbir başlığı altında yapıldı. Damla sulamayla ilgili olarak da attığımız adımlar var. Geçen mayıs ayından bu yılın mayıs ayına kadar 12 ay surede bizim 0 faiz kredisiyle desteklediğimiz 64 bin hektar alanda biz damla sulama başlattık. Bunun dışında Tarım Bakanlığı'nın 1 Ocak 2006'da başlattığı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi kapsamında da biz yüzde 50 hibe destek sağlıyoruz damla yağmurlama sulama sistemi kurmak isteyenlere. Bunlar suyun tasarruflu, verimli ve toprağı korumak maksadıyla yapıldı. Kanaatimce su tasarrufu küresel ısınmaya karşı alınabilecek en büyük tedbirdir. Bizim sahip olduğumuz coğrafya çok avantajlı konumda. Örneğin 3500 ün üzerinde endemik bitki türüne sahibiz. Dünyada bulunan endemik bitki türü sayısı 11-12 bin. Dolayısıyla üçte biri bizde. Biyoçeşitlilik bakımından çok zenginiz ama yağışımız az. Yağışımız az olduğundan bu ürünlerin hepsini ekonomik, profesyonel, ticari anlamda verimli bir değerlendiremiyor, ekonomize edemiyoruz. Problem bu. Böyle olmasaydı yağı, pamuğu su isteyen ürünleri ithal etmezdik" diye konuştu.
Tarımsal Kuraklık Eylem Planı hazırladıklarını da dile getiren Eker, bununla ilgili Koordinasyon Kurulu'nun oluşturulduğu, Konya'da Tarımsal Kuraklık Test Merkezi kurulacağını söyledi. Bakan Eker, kuraklığa dayanıklı bitkilerin ya da kuraklığı yüksek düzeyde tolere eden bitkilerin, hububat çeşitlerinin geliştirilmesi ve araştırmalarına hız verdiklerini, çiftçileri bunlardan haberdar etmek için çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.
Geçen yıla göre kuraklık etkisinin daha az olduğunu belirten Bakan Eker, "Geçen sene Güneydoğu Anadolu, Trakya ve Çukurova dışındaki diğer bütün bölgelerimiz kuraklıktan çok olumsuz etkilendi ve biz geçen sene 41 vilayette kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizi tespit ederek onlara ödeme yaptık. Bu sene Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde şiddetli kuraklık ve Doğu Anadolu geçiş bölgesi ve kısmen iç Anadolu'da kuraklık tespit ettik. Bununla ilgili olarak da en son dün bir toplantı yapıldı. Tespitleriniz ilçe düzeyinde aşağı yukarı tamamlandı. Burada kamuoyuyla paylaşayım. Bir iki gün içerisinde bununla ilgili Bakanlar Kurulu karar taslağı hazırlanmış olacak ve Bakanlar Kurulu'na bunu sunacağız. Zarar gören çiftçilerimizin borçlarının ertelenmesi bizim gündemimizde ve tabi çiftçimizin sonbaharda tekrar tarlaya gidebilmelerine, tekrar ürün ekebilmelerine imkân sağlayacak, en azından tohumluklarını sağlayacak bir yardım yapacağız. Bu bizim gündemimizde" şeklinde konuştu.
Bakan Eker, kırmızı mercimek, pirinç, hububat gibi ürünlerde önümüzdeki dönemde sıkıntı yaşanmaması için gereken tedbirlerin alındığını söyledi.
Türkiye'nin biyoçeşitlilik yönünden çok zengin bir ülke olduğunun altını çizen Eker, Türkiye'nin bir çok üründe en önemli üreticiler arasında yer aldığını dile getirdi.
Artık tarım denildiğinde tarladan sofraya kadar bütün halkaları ihtiva eden, bütün halkaları kuşatan bir gıda güvenliği zincirinin anlaşılması gerektiğini belirten Bakan Eker, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Tarım sektöründe artık başka pazarlar, başka ülkeler içinde üretim yapılıyor. Bunun da bilincindeyiz, bunun da gereğini yerine getirmemiz, buna göre tedbirlerimizi geliştirmemiz lazım. Bu gün Türkiye Cumhuriyeti 2002 yılında 4 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı yaparken, bugün 10 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı yapıyor. Türkiye'nin tarımsal üretiminde verimlilik ciddi anlamda arttı. Türkiye'nin yaklaşık 22 milyar dolarlık tarımsal gayrisafi hasılası vardı. Bu gün tarım gayrisafi hâsılası 50 milyar dolar. Yeni üretim alanları mı açıldı? Hayır. Yeni hayvan sürüleri mi alındı? Hayır. Ya nasıl oldu? Türkiye'nin tarımında artık verimlilik ön plana çıktı. Daha verimli üretim yapılıyor. Türkiye'nin süt üretimi 8.4 milyon tondan 12.2 milyon tona çıktı"
Kaynak
http://www.tarim.gov.tr/arayuz/10/habergoster.asp?ID=1518
Geri |