No: 18 Haziran 2008

Arıcılığa yanlış teşvik tüm gıda zincirini tehdit ediyor

TEMA'nın yaptığı çalışma, Türkiye'de son iki yıldır yüzde 50'lere varan oranlarda arı ölümü gerçekleştiğini ortaya koydu. TEMA, 'Arı ölümleri engellenemezse bitkisel üretim düşer, gıda kıtlığı yaşanabilir' uyarısında bulundu.


TEMA Vakfı, son 2 yıldır Türkiye'nin pek çok bölgesinde yüzde 50'nin altına düşmeyen oranlarda arı ölümlerinin gerçekleştiğini ortaya koydu. TEMA'nın yaptığı "Türkiye Arıcılığındaki Tehlikeler" başlıklı çalışmada, bu kayıpların yanlış arıcılık uygulamaları ile iklim koşullarından kaynaklandığı kaydedildi. Üretimdeki düşüş sonucu kalitesi bilinmeyen bal ithalinin arttığına dikkat çekilen çalışmada, "Arıcılar desteklenmez, arı ölümleri önlenemezse arılarla döllenen bitkisel üretim düşecek ve gıda kıtlığı yaşanabilecektir" denildi.

Çalışmada, TEMA'nın ve kimi bilinçli arıcıların uygulamalarıyla arı ölümlerinin durdurulabildiği vurgulanırken Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'na doğru arıcılık politikası çağrısı yapıldı.


İlk ölümler Hatay'da

Çalışmada, kitlesel arı ölümleri haberinin ilk olarak 2007 ilkbaharında Hatay'dan geldiği ve kentte 32 bin koloninin kış aylarında öldüğü belirtildi. Ayrıca, TEMA'nın ve ODTÜ'nün 2006-2007 kışında Adıyaman, Ardahan ve Ankara'da yüzde 50-60 oranlarına varan arı ölümlerini ortaya koyduğuna işaret edildi. Geçen kış ise Muğla'da yüzde 50, Kahramanmaraş'ta yüzde 60, Edirne'de yüzde 62 oranlarında kayıpların bildirildiği ifade edildi. Yaşanan bu durumda, son yıllarda yaşanan kuraklıktan çok damızlık kullanılmaması, kullanılanların vasıfsız oluşu, arı hastalıklarının yaygınlığı ve arıların GDO'lu fruktozla beslenmesi gibi uygulama hatalarının etkili olduğu kaydedildi. Çalışmada, uygulamadaki bu yanlışlarla hassaslaşıp zayıflayan kolonilerin olumsuz iklim koşullarının tetiklemesiyle öldüğü vurgulandı. Sonuçta 60-65 bin ton olan bal üretiminin yarı yarıya düşmesiyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın 8 bin ton bal ithalatı kararı aldığı kaydedilen çalışmada "Nasıl üretildikleri bilinmeyen ancak dünya piyasasında yaklaşık 2 dolar olan bu balları tüketicimiz, en az 10 dolara yemektedir" denildi.

Yanlış teşvik veriliyor

Arıcılığın sıkıntılarının başında modern tekniklerin üreticiye benimsetilememesinin geldiği kaydedilen çalışmada, 1990-2000 yılları arasında 700 bin koloninin kamu eliyle eğitilmemiş köylülere dağıtıldığına işaret edildi. Bu kolonilerin kalitesizlikten ve adaptasyon sorunundan dolayı öldüğü belirtilirken bu dağıtımın bugün de sürdürülmesi eleştirildi. Çalışmada, "Üretimde neredeyse sağlıklı koloni yokken, bakanlığın arı hastalıklarını teşhis edip doğru tedaviyi önerecek teçhizi ve yetkili arı hastalıkları laboratuvarı bulunmamaktadır" görüşüne yer verildi. Damızlık değeri yüksek en az 2.2 milyon ana arı kullanılması gerektiğini vurgulayan çalışmada, koloni başına ortalama 17 kilogramlık verimin yükseltilmesinin olmazsa olmaz koşulunun bu olduğu kaydedildi.
Baldaki ilaç kalıntısının da çoğunlukla AB bal kodeksi limitlerinin üstünde olduğuna değinilen çalışmada, AB'de yasaklı Çin ballarının Türk balı diye bu ülkelere satılmaya çalışıldığı ve başarılı olunamayınca iç piyasaya verildiği anlatıldı. Çalışmada, Türkiye'ye mahsus olan petekli bal tüketiminin naftalin ve parafin içermesi nedeniyle kanser tehlikesi yarattığına işaret edilirken ticari şekerle bal üretimiyle tüketicinin yaygın biçimde kandırıldığı da ifade edildi. Anadolu'nun 3 bin yıllık bir arıcılık geleneğinin bulunduğu ve dünyanın en verimli bazı arı ırklarının anavatanının Anadolu olduğuna işaret edilen çalışmada, Türkiye'nin bal ihracatı şansının yüksek olduğu belirtildi. Çalışmada, mevcut imkânlar değerlendirilirse Türkiye arıcılığının en az 10 katı büyütülmesinin mümkün olduğu ifade edilirken "Diğer yandan halen 225 bin ton bal ithalatıyla çok önemli bir pazar olan AB'nin bal açığını karşılamada Türkiye'nin diğer tarımsal ürünlerinin hiçbirisinde olmayan önemli bir şansı bulunmaktadır" dendi.


Kaynak: Referans Gazetesi/Tutku Ayvaz

http://www.gidasanayii.com/modules.php?name=News&file=article&sid=15028

Geri